Editör'den Haberler Köşe Yazıları Medyada Çocuk Ajandası Tıbbi Makaleler Uzmana Sorun Anne Babalara Kısa Kısa Özel Dosya Röportajlar Öneri Tahtası
22 Eylül 2017 Cuma
Ana Sayfa Hakkımda Çocuk - Gündem Çocuk - Kültür Çocuk - Ruh Sağlığı Etkinliklerimiz İletişim

Tüm Tıbbi Makaleler
   »  Çocuk - Gelişim
   »  Çocuk - Ruh Sağlığı
   »  Çocuk - Aile
   »  Çocuk - Okul
   »  Çocuk - Genel Sağlık
   »  Çocuk - Genel Konular
ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSTİ RANDEVUSU ALMAYI DÜŞÜNENLER
Dr Ahmet Çevikaslan; Adalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü İle Heybeliada Lions Kulübü'nün Ebevenlere Yönelik Olarak Ortaklaşa Düzenleyeceği Toplantıda Konuk Konuşmacı Olarak Yer Alacak.
Konu: Ergenler Ve Aile İçi İletişim
Tarih,Saat:18 Ekim 2011, 14-16
Yer: Büyükada 125. Yıl Atatük İlköğretim Okulu


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Ekim 2011 tarihinde saat 21'de CNN'de "Şirin Payzın İle Ne Oluyor?" programının canlı yayın konuğu.
Konu: DEHB Tedavisi Ve İlaç Kullanımı
(Link: http://tvarsivi.com/dr-fusun-cuhadaroglu-uzm-dr-ahmet-cevikaslan-psikiyatrist-tanju-surmeli-ve-psikolog-tuce-atas-cocukl-07-10-2011-izle-i_2011100174533.html)


Dr Ahmet Çevikaslan 20 Temmuz 2011 tarihinde saat 22'de Haber 24'de Ardan Zentürk İle Olay Yeri programında
Konu: Sosyal Paylaşım Siteleri


Dr Ahmet Çevikaslan; 3 Haziran 2011 tarihinde saat 16'da A HABER kanalı AKŞAMA DOĞRU programında Defne Samyeli'nin stüdyo konuğu.
Konu: SBS Öncesi Çocuklar Ve Ailelere Öneriler


Maddi durumu yetersiz ve babası olmayan çocuklara kucak açan Darüşşafaka İlköğretim Okulu'na başvurular başladı.
Bilgi için: www.darussafaka.k12.tr/tr/index.php/sinav-2011


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Nisan 2011 tarihinde TGRT Haber 16:00 Haberleri'nde stüdyo konuğu
Konu: YGS, Şifre İddiaları, Öneriler


"Epilepsi Ve Ben" Resim Yarışması.
Sanofi-Aventis İlaç Firması Sponsorluğu İle Türk Epilepsi İle Savaş Derneği Tarafından Organize Edilen, Epilepsi Tanısı Almış Çocukların Katolabileceği Yarışma.
Ayrıntılar İçin: http://www.sanofi-aventis.com.tr/urunler/Epilepsi_Yarisma_2011_formu.pdf


Dr Ahmet Çevikaslan 22 Kasım 2010 tarihinde Kanal A Anahaber Bülteni'nin Konuğu.
Konu: Okullarda Langırt Masası


Çocukların Sağlıklı Beslenmeleri Konusunda Sağlık Bakanlığı'ndan Sesli Kitap Uygulaması,
Bilgi İçin: http://www.beslenme.saglik.gov.tr/index.php?pid=268


TÜYAP 29. İstanbul Kitap Fuarı Çocuk Kulübü Etkinlikleri
Bilgi İçin: http://www.istanbulkitapfuari.com/


2. Çalışan Çocuk Karikatürleri Yarışması Sergi Açılışı
Düzenleyenler : Karikatür Vakfı ve
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Yer: Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi
Tarih Ve Saat: 3 Kasım 2010, 18:45


Dr Ahmet Çevikaslan 14 Eylül 2010 tarihinde saat 11'de CNN Haber Bülteni telefon konuğu
Konu: 'Okula Yeni Başlayan Minikler'


Dr Ahmet Çevikaslan 13 Ağustos 2010 tarihinde saat 10:00'da CNN Haber Bülteni telefon konuğu
Konu: "LYS, Kazanamayanlar Açısından"


Çocuklar İçin Yaratıcılık Atölyeleri
Suna Ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde,
03-08 Ağustos Tarihleri Arasında
www.peramuzesi.org.tr


24-25 Haziran 2010 tarihleri arasında; 'İstanbul'da Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme ve Niteliğini Artırma, Eğitim Materyalleri' konulu '2010 Kültür Başkenti'nde Yükselen Çocuk Sesleri Çalıştayı'


Dr Ahmet Çevikaslan 17 Haziran 2010 tarihinde saat 21'de CNN Türk TV'de Açıkça programında İrfan Değirmenci'nin canlı yayın konuğu
Konu: Karne Süreci, LYS, Tatil


Kadıköy Belediyesi 9. Çocuk Tiyatro Festivali,
1-12 Temmuz 2010 tarihleri arasında her gece saat 21:00'de Selamiçeşme Özgürlük Parkı'nda


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Mayıs 2010 tarihinde öğle haberlerinde Sky Türk TV'nin telefon konuğu.
Konu: Siirt'te Çocuk Anneler


Dr Ahmet Çevikaslan 1 Mayıs 2010 tarihinde saat 10:00-12:00 arasında Airport TV'de Hayatın Ta Kendisi programında Nur Banu Molla'nın stüdyo konuğu


Dr Ahmet Çevikaslan 30 Nisan 2010 tarihinde saat 17 CNN Haber Bülteni'nde gündemi konuşacak
Konu: YGS Sonuçlarının Değerlendirilmesi Ve Gençler


Ülker Ve Fida Film İşbirliği İle 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Onuruna 17-18 Nisan Tarihlerinde 50 İldeki 158 Sinema Salonunda "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"


Dr Ahmet Çevikaslan 11 Nisan 2010 Tarihinde Saat 14'de Habertürk TV'de Habertürk "YGS" Özel Programı'nda Canlı Yayın Konuğu


Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle 18-27 Nisan 2010 Tarihleri Arasında Çocuklar İçin Ücretsiz Oyunlar
Ayrıntılı Bilgi İçin:
www.devtiyatro.gov.tr/web/haberler/dt_23nisan_ucretsiztemsil.html’


Kenan Doğulu'dan Darüşşafakalı Çocuklar Yararına Konser,
Tarih: 21 Nisan 2010,
Mekan: TİM Maslak Show Center


Çocuklara Sinema Atölyesi; 9-12 Yaş Grubuna Yönelik, 10 Nisan-30 Haziran 2010,
Her Cumartesi 10:00-12:30,
Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Salonu
Başvuru: 2163868703, 5557477557
www.sinematek.org/s/atolyeler/istanbul-atolyeleri/cocuklarla-istanbul.html


Dr Ahmet Çevikaslan 5 Mart 2010 tarihinde saat 22'de Habertürk TV'de Özge Özsağman ile "1 HABER" programının konuğu.
Konu: Anaokulunda Aşk Cinayeti ve Öğrenciler


Dr Ahmet Çevikaslan; 29 Ocak 2010 tarihinde CNN TV 15 Haberleri'nde. Konu: "Küçük Başkanın İsyanı" video-haberinin yorumu


İstanbul Oyuncak Müzesi’nde her cumartesi günü 6-12 yaş grubuna yönelik “Faber-Castell ile Eğlenceli Cumartesi Atölyeleri".
Bilgi için: 0 216 359 45 50 – 51


Dr Ahmet Çevikaslan 28 Ekim 2009 tarihinde saat 22:00'de Habertürk TV " 1 HABER " programında Özge Özsağman'ın stüdyo konuğu.
Konu: İnternet Tuzakları, Öneriler


2. Ministar Çocuk Şenliği 22 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Green Park Hotel'de


Dr Ahmet Çevikaslan 14 Eylül 2009, saat 12'de CNN Haberler'de telefon konuğu.
Konu: "İzmir'deki Sniper Çocuklar"


Dr Ahmet Çevikaslan 3 Ağustos 2009 Pazartesi günü saat 12'de CNBC-E FİNANSKAFE programında Gülay Afşar'ın konuğu.
Konu: Çocuklarda Zekanın Değerlendirilmesi


Dr Ahmet Çevikaslan 22 Haziran 2009 tarihinde 13:00 ve 15:00 arasında Kanal 7'de İkbal Gürpınar'ın Mutfağı programının sohbet konuğu


107.0 Radyo Barış Çocuk Ajandası programının 7 Haziran 2009 tarihli konuğu Şişli Terakki Vakfı İlköğretim Okulu'ndan Psikolojik Danışman Beyhan Özpar.
Konu: Yıl Sonu Sınavları, Karne, Tatil Öncesi


107.0 Radyo Barış'da 31 Mayıs 2009 tarihinde saat 12:00'de Çocuk Ajandası programının konuğu Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Pediatrist Uzm Dr Akif Özben
Konu: Çocuklarda Lösemi, Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Çalışmaları ve 8. Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası





Tüm Ropörtajlar
İNFERTİLİTE (KISIRLIK) ÜZERİNE
İnfertiliye ya da yaygın bilinen adıyla Kısırlık; dünyada her 7 çiftten birini etkileyen bir durumdur. İlk bakışta sağlıklı görünen ve en az 6 ay süreyle düzenli cinsel ilişki yaşayan çiftlerde; çocuk sahibi olamama durumu olarak tanımlanabilir öz ...
Aylık Bülten ve Duyurular
e-posta adresinize gelsin
ister misiniz?
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz

Çocuk Ajandası  »  Çocuk - Ruh Sağlığı  »  Tıbbi Makaleler

CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE TÜRK AİLESİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ, GELECEĞİ*

28-08-2008

  Yazdır     Yorum Ekle

GİRİŞ

I – DÜNKÜ AİLE-CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK AİLESİ (1950 Yılına Değin)
II – BUGÜNKÜ TÜRK AİLESİ (1950 – 2000 Arası)
III – GELECEKTE TÜRK AİLESİ (2000 Sonrası)
IV – SONUÇ

Sayın Başkan, değerli meslektaşlarım ve değerli konuklar, ben bu seksiyonun öğelerinden biri olan aile konusunu seçtim. Cumhuriyet dönemi içerisinde Türk ailesinin dünü bugünü ve geleceği konusunu ele aldım. Konuya genel hatları ile sosyo-kültürel açıdan bakmaya çalıştım.

Toplumun temel toplumsal kurumlarından birisi de ailedir. Tanımını yapmak her ne kadar güç ise de yine de şöyle bir tanım yapılabilir: “Ana - baba, çocuklar ve tarafların kan akrabalarından oluşmuş ekonomik ve toplumsal bir birliktir”. İnsan türünü üretmek ve sürdürmek gibi bir işleve sahip aile kurumu, yaşamsal niteliğiyle ilk sırada yer alır. Ayrıca çocuğun toplumsallaştırılmasındaki rolüyle de temel bir kurum olmaktadır. Başka bir deyişle, karı - koca , ana - baba ve evli ya da bekâr çocuklarla yakın akrabalardan oluşan, aynı çatı altında ya da hanede yaşayan toplumun en temel insan grubu ve kurumudur.

Bu bildirimizde Türk ailesinin Cumhuriyetten günümüze değinki durumunu yapılan araştırmalar ve çalışmalar çerçevesinde ana hatlarıyla belirleyeceğiz. Bu bağlamda dünkü, bugünkü ve gelecekteki Türk ailesi üzerinde durulacaktır.

I- DÜNKÜ AİLE - CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK AİLESİ (1950 yılına değin)

Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarında Türk ekonomik ve toplumsal yapısı kırsal ekonomiye dayalı, geleneksel geniş ailenin ya da ataerkil geniş ailenin kısmen de geçici geniş ailenin egemen olduğu durumda idi. Nüfus, daha çok kırsal kesimde yoğunlaşmıştı. Kentleşme yaygın değildi. Sanayileşme çok hızlı olmadığı için çekirdek ailenin gelişimi ise yavaş bir seyir takip etmekteydi. Bu dönem toplumun yapılanma aşamasında olduğu için aile açısından fazla çeşitlenmelerin olmadığı, yozlaşmaların fazla görülmediği, devrimlerin yerleşmekte olduğu, çağdaş toplum olma çabasının yoğunlaştığı bir dönemdi. Bu nedenle aile yapısında nispeten istikrarlı bir dönem yaşanmıştı. Yeni bir toplum olarak nüfusun artması gerekiyordu. Bu nedenle nüfusun artması teşvik edilmişti. Lâikliğin yerleşmesine çalışılan bir dönemdi. Bu nedenle lâikliğe ters düşen dincilikle bağnazlıkla, gericilikle mücadele edilmişti. Kadının topluma katılması çabaları ve kadının eğitimi gibi konular oldukça zaman almıştı. Böylece çağdaş toplumlardaki aile yapısı model olarak alınmıştı. Ailede var olan geleneksel öğeler bir kenara atılmış, yeni, çağdaş bir aile yaşantısı amaçlanmıştı. Bunda da başarılı olundu ve böylece 1950’li yıllara değin gelindi.

Bu dönemde çıkarılan Türk Medenî Yasası aile yaşamını demokratikleştirdi Erkek, kadın her yurttaşa eşini seçme özgürlüğünü tanıdı. Böylece aile, karı ile kocanın gerçek arkadaşlığı ve kararlarda ortaklığı üzerine dayandırıldı. Medenî yasa, kadına, kocasının tek karısı olma hakkını getirdi. Boşanmayı isteme hakkı da kadına tanındı. Evlenme yaşını, evlenmeye uygun biyolojik ve ruhsal gelişme çağına uygun bir düzeyde saptadı. Kadın, ev dışında meslek edinme hakkına kavuştu. Miras hakkı ve çocuklar üzerinde velilik hakkı bakımından kadını erkekle eşit hak düzeyine yükseltti. Evlenmenin, kesinlikle devletin resmî görevlisi tarafından, herkese açık bir nikahla yapılmasını zorunlu kıldı. Kadının isteği dışında evlendirilmesini önledi. Çok karılılığı önledi. Dinsel nikâh ise isteğe bağlı kılındı. (Ozankaya, 1999:122)

II. BUGÜNKÜ TÜRK AİLESİ (1950-2000 Arası)

1950’li yıllardan günümüze değin Türk ailesi ise oldukça farklılaşmış, çeşitlenmiş bir görünüm kazanmıştır. Bununla birlikte yine de kendine özgü yönleri olan bir ailedir. Bu dönemin en önemli özelliği, sanayileşme hareketinin hızlanmasıdır. Buna bağlı olarak kentleşme de gelişmiştir. Böylece yoğun bir iç göç yaşanmıştır. Kırsal nüfus kentlere taşınmıştır. Aynı bağlamda yurtdışı göçler de bir başka göç biçimidir. O halde bu dönem bir hareketlilik, dinamizm dönemi olarak nitelendirilebilir.

1990 yılı rakamlarına göre nüfusun %60’ı kentlerde yaşamaktadır. Çekirdek ailelerin toplam hanelerin %67’sini oluşturduğu görülmektedir. (Gökçe, 1996:169) 1990 istatistiklerine göre evli nüfus %60.4, bekâr nüfus ise %34.5’tir. Akraba evlilikleri ülkemizde kırsal yörede %25 oranında oldukça yüksektir. Sakıncalarına rağmen gelenekler doğrultusunda halen sürmektedir. Okuryazarlık oranı 1990 nüfus sayımına göre %80.4’e çıkmıştır. Kadın nüfusun okur yazarlık oranı %72 iken bu oran erkek nüfusta %89’dur (Gökçe, 1996:171).

Bugün kadını yaşadığı ortam bakımından dört grupta inceleyebiliriz:

a) Köylü kadın
b) Kasabalı kadın
b) Gecekondulu kadın
d) Kentli kadın

a) Köylü kadın - Kırsal kesimde yaşayan kadın, aile işletmesinin üretimine tüm gücüyle katılır. Fakat üretimde harcadıkları emek, hiçbir zaman değerlendirilmez. Kente göçle statüsü değişmiştir. Aile içi ilişkilerde erkekte olan mutlak otorite ilişkisi çözülmeye başlamıştır.

b) Kasabalı kadın - Köy kadınına oranla daha kapalı ve tutucudur. Bunun nedeni ise kadın işgücünün ev işlerine bağımlı kalmasıdır. Kadın, genellikle, kocasının statüsü ile anılır. Kasabın, berberin karısı gibi. Tutuculuğun bir nedeni de, kasabada toplumsal denetimin çok sıkı bir biçimde uygulanmasıdır.

c) Gecekondulu kadın - Hem geleneksel alışkanlıklarını sürdürmekteler, hem de kentsel yaşama ayak uydurmaya çalışmaktadırlar Köylülükten kopamayan fakat kentli olmaya özen gösteren bir konumdadırlar. Kısmen çalışmaktadırlar. Temizlik işçiliği, çeşitli kurumlarda müstahdemlik gibi işlerde.

d) Kentli kadın - Hem ev kadını, hem de bir iş sahibidirler. Özellikle hizmet sektöründedirler.Daha çok kamu görevlisidirler. (1990 yılında % 30.5) (Gökçe, 1996:183).
Daha çok, bürokrasinin alt ve orta katmanında yer almaktadırlar. Kısmen eğitimlidirler. Çağdaş özellikler kazanmışlardır. Aile içi ilişkilerde statüleri yükselmiştir. Topluma katılımları artmıştır. Bağımsızlıkları da kısmen gelişmiştir. Kadınların çoğu ekonomik gereksinimler nedeniyle aile bütçesine katkıda bulunmak, aileye ikinci bir gelir kaynağı sağlamak amacıyla çalışmaktadır, iş ve aile yaşamı arasında çatışma söz konusu olduğunda, yerleşik kurallar ve yönlendirmeler gereği kadın genellikle ailesini mesleğine tercih eder. Tüm İslâm ülkeleri arasında Türkiye bugüne dek her düzeyde en fazla yüksek öğrenim görmüş
kadın yetiştirmiştir.

Türk kadınının bir başka sorunu ise siyasetle olan ilişkileridir. 1995 yılına göre kadınlarımız %2.3 ile parlamentoda temsil edilmektedir. Bu rakkam çok azdır. Kariyer olarak siyasetle ilgilenen kadın sayısı giderek azalmıştır. Bu ilgisizliğin temelinde kadın-erkek eşitsizliği rol oynamaktadır. Toplumumuzda kadın bir yandan çağdaşlığa yönelirken, diğer yandan tutucu güçlerin engellemeleriyle karşılaşmaktadır.
Kadın giyiminde çarşaf, başörtüsü, uzun pardesünün yaygınlaşması, üniversitelerimizde giyim kuşamın hala gündemde oluşu, kadını toplum yaşamından uzaklaştırma politikası, ona erken emeklilik hakkı verilmesi, yöneticilik görevi verilmemesi gibi uygulamalar, bu tutuculuk örnekleri arasında sayılabilir. Ayrıca kadının toplum içinde alışılagelmiş yerinin değişmesi konusunda gösterilen kararsız tutum ve tepkilerin de rolünü unutmamak gerekir. Kadın-erkek eşitliği de bu çevrelerde yanlış olarak yansıtılmaktadır. Onlar konuyu, doğanın iki
ayrı cinse vermiş olduğu nitelikler ve yetenekler yönünden ele almaktadırlar. Oysa ki bu eşitlik, toplumun insanoğluna tanıdığı haklar ve fırsatlar yönünden ele alınmalıdır. Örneğin eğitimde fırsat eşitliği, eşit işe eşit ücret, eşit izin, eşit emeklilik gibi. Bu konularda çağdaşlık, cinsiyet ayrımı yapılmaması, eşitlikçi rol tutumu yaşama geçirmektir.

Çekirdek ailede de geleneksel aile ilişkilerinin yoğun olarak yaşanmakta olduğu gözlenmektedir

(Geçiş ailesi). Bu bağlamda böyle bir ailenin özellikleri şöyle;

• Üye sayısı az.
• Kadının ve erkeğin yapacağı toplumsal işler, toplumsal normlara ve işbölümüne göre
belirlenerek ayrılır
• Geleneksel otorite ilişkilerinin varlığı
• Akrabalık ilişkileri yoğunluğu dikkati çekmektedir.

Yerleşim yerine göre ülkemizdeki aile türleri de şöyle;

a. Kırsal aile
b. Kasaba ailesi
c. Kentsel aile
d. Gecekondu ailesi
e. Yurtdışında yaşayan aileler

Tüm ailelerde halen otoriter ve ataerkil aile anlayışı yaygındır. Fakat geleceğin ailesinde aile içi ilişkiler eşitlikçi ve katılımcı olmalıdır.
Aslında tek ya da ideal bir Türk ailesi yok. Çeşitli boyda, türde ve özelliklerde “Türk Aileleri” vardır. Kent yaşamında çekirdek ailelerin yakında ya da uzakta oturan akrabalarla yakın ilişki içinde oldukları görülür. Daha önce kente yerleşen akrabalar, yeni göç eden aile için ev, iş bulmada, iş kurmada diğer kurumlarla ilişkilerde yol göstermede, bilgi almada önemli bir destektir. Gecekondularda akraba ve hemşehrilerden oluşan mahalleler kendiliğinden oluşmuştur. Alt ve orta gelir düzeyindeki aile çevresi ilişkilerde, genç çekirdek ailelerin bebek ve çocuk bakımı sorunu daha çok ana-baba ailesi tarafından çözümlenir. Üstelik ekonomik destek de söz konusu olmaktadır. Orta
kuşak aileler, yaşlanmış anababa ailesine duygusal destek, ekonomik destek olmaktadırlar. Ebeveynin huzur evinde yaşaması toplumsal değerler bakımından benimsenmeyen bir durumdur. Ortak ticaret yapmak, aile işletmeleri kurmak da mevcuttur.

DPT’nin 1987 Türk Aile Yapısı Araştırması’na göre Türkiye genelinde eş seçiminde kişinin kendisi ve eşi ile birlikte karar verenlerin oranı %43.23’dür.

Evlenme yaşı kırda ve kentte kız çocukları için öncelikle 20, 18 yaş, erkek çocuklar için 25, 20 yaş en uygun evlenme yaşı olarak kabul edilmektedir ki bu rakamlar makuldür.

Türkiye genelinde hanelerin %80’inde tasavvurî akrabalık yoktur. %20’sinde değişen oranlarda vardır.

Nikâh biçimi bakımından hem resmî, hem de dinî nikah oranı %85’dir. (DPT, 1992:42)

Gelirin nasıl kullanılacağına karar veren daha çok evin erkeğidir. Fakat bu oran giderek azalmaktadır Eşlerin ikisinin birlikte karar verme oranı yükselmektedir. (DPT, 1992:159)

Akraba evliliği de sürmektedir. 1987 yılı verilerine göre toplam evliliklerin %17’si akraba evliliği yapmıştır.

1960 yılından günümüze değin boşanma eğilimi incelendiğinde, 1970 yılına değin azalma, 1970’den sonra ise artma eğilimi görülmektedir. 6-10 yıllık evliliklerde boşanma oranı en yüksek boyutlardadır. Türkiye genelinde toplam evli nüfusun %94 ü tek-evlilik yapmıştır.
Çok çocuklu ailelerde boşanmalar azdır. En fazla boşanma, çocuksuz ailelerde olmaktadır.

Fiziksel şiddete ailelerin üçte birinde rastlanmaktadır. Sözlü şiddet oranı bundan daha fazladır.

Ailelerin sahip olduğu gayri menkulün büyük bölümünün erkeğe ait olduğu araştırmalarca saptanmıştır.

Kadınların yaklaşık üçte biri (%36) erkeğin ev işlerine yardımcı olmasını bekliyor. Diğer üçte biri (%32), kocanın hiçbir şeye karışmamasını, ya da fazla el-ayak altında dolaşmamasını istiyor.

Türkiye’de yapılan araştırmalar gösteriyor ki düşük gelirli kentsel ve yarı kentsel yörelerde ve özellikle köylerde çocuğun zihinsel gelişmesini ve dil gelişimini destekleyebilecek çevresel uyaranlar (örneğin, dikkat ve el becerilerini geliştiren materyaller, oyuncaklar, kitaplar v.b. gibi) ile neden -sonuç ilişkilerine dayanan açıklamalı - ussal sözlü tartışma ortamı ve iletişim çok yetersizdir. Bunun
nedeni düşük gelirli ana babaların az okumuş olmaları ve sınırlı sözcük dağarcığına sahip olmalarıdır.

Bu yüzden de sözlü tartışmaya pek girmemeleri yüzündendir. Başka bir neden de, çocukların genelde okul yaşından önce evde de öğrendiklerinin ve eğitilebildiklerinin pek bilinmemesi ve bilinçli bir çocuk hedefli ve çocuk gelişimi amaçlı çaba gösterilmemesidir. (Kâğıtçıbaşı, 1990:48). Bu tür çocuk yetiştirme eğilimlerinin çocuğun konuşma ve kavrama gelişimini olumsuz yönde etkilemesi olasıdır.
Türkiye’de çocuklar için okul öncesi hizmetlerin hem nitelik, hem de nicelik yönünden çok yetersiz olduğu bir gerçektir.

Okul öncesi kademesi, kentlerdeki düşük sosyo - ekonomik düzeyli ve annenin ev dışında çalıştığı aileler için bu tür okul türüne şiddetle ihtiyaç vardır. Okul öncesi programlar kapsamlı olmalıdır. Hem çocuğun bütünsel gelişimini amaçlamalı, hem de annenin desteklenmesi yoluyla çocuğun yakın çevresini ve ailesini de uygulamaya katmalıdır. (Kâğıtçıbaşı, 1990:53)

III – GELECEKTE TÜRK AİLESİ (2000 Sonrası)

Türk toplumunda gelecek, aile açısından nasıl olacak? Bu konuda öncelikle Avrupa Birliği akla gelmektedir. Kuşkusuz aile Avrupa’da koruma altındadır. Bu koruma daha çok yasal düzeydedir. Özellikle kadınlar ve çocuklar şiddete karşı yasal koruma altındadırlar. Ayrıca çocukların bakımı, boşanma durumunda çocuklar çeşitli yasal haklara kavuşmuşlardır. Yine, kadın - erkek eşitliği konusunda ise önemli adımlar atılmıştır. Fakat madalyonun tersi de var. Ailede yozlaşma, alkolizm, uyuşturucu kullanma ve çeşitli sapma olayları aileyi oldukça etkilemektedir. Bu durumda Türk ailesi bakımından ne gibi değişiklikler olabilir? Öncelikle kadınlar ve çocuklarla ilgili aileyi koruma
bağlamında yasal önlemler gündeme gelecektir. Kadının topluma katılımı da ülkemizde yetersizdir. Bu konudaki katılımın artması beklentiler
arasındadır. Gelecekte ailenin çekirdek aile biçiminde kısmen süreceğini de tahmin edebiliriz. Bizde ki çekirdek ailenin akrabalarla ilişkileri sürdürmesi açısından Avrupa ailesinden farklılığını göz önünde bulundurursak, bu hususun gelecekte de sürmesi beklentilerimiz arasında olabilir. Postmodern toplum modelinde çekirdek aile de parçalanmıştır. Tek ebeveynli aileler Avrupa toplumunda çoğalmaya başlamıştır. Kadın ya da kocası, ailenin bulunduğu yerden uzakta çalışmaktadır. Zaman zaman bir araya gelmektedirler. Kuşkusuz bu durum çocuklar açısından olumsuz bir durum olarak görülmektedir. Bizde de gelecekte tek ebeveynli ailelerin çoğalacağım söyleyebiliriz. Nitekim işçi ailelerinde yurt dışına gitmekle başlayan ailelerdeki bu parçalanma, şimdi orta ve üst sosyo-ekonomik kesimdeki ailelerde başlamıştır.
Yine postmodern ailedeki eğilimlerden birisi de çocuksuzluğun yeğlenmesidir. Buna paralel olarak çocuğun kardeşi de yoktur. Tek çocuklu aile artıyor. Bu eğitimler de bizdeki üst sosyoekonomik kesimlerde kısmen var. Nüfusta kısmen azalma eğilimleri başlamıştır. Böylece ailelerin fazla çocuk yapmama eğilimleri sanayileşme ve kentleşme etkisiyle kendini göstermiştir. Nüfusun kısmen yurtdışına göç etmesi ve bu durumun giderek sürmesi de gelecekteki Türk ailesini etkileyecektir.

Ailenin Korunması:

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde; Aile, toplumun doğal ve temel birimi olarak nitelenmekte ve toplum ile devlet tarafından korunması gerekliliğine değinilmektedir.

Anayasamızın 41. maddesi bu hususla ilgilidir. “Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile, özellikle annenin ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için önlemleri alır, örgütü kurar” denmektedir. Bu bağlamda şimdiye değin hazırlanan (8. Beş Yıllık Kalkınma Planı) kalkınma planlarında devletin aile ile ilgili politikaları, karar ve icraatları değerlendirilmekte ve yeni politikalar geliştirilmektedir. Bu politikaların yaşama geçirilmesi amacıyla 1989 yılında Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu oluşturulmuştur.

17 Ocak 1998’de Ailenin Korunması Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Söz konusu yasa, aile üyelerine ailenin diğer bir üyesi tarafından şiddet uygulanması halinde birtakım özel önlemler alınmasını içermektedir. Türk Ceza Yasasıyla ilgili çalışmalar Adalet Bakanlığımızca sürdürülmektedir. Tasarı, kadın erkek eşitliğini gözeten ve günümüz normlarına uygun bir biçimde hazırlanmaktadır. Kadına yönelik şiddet konusu 10 yılı aşkın bir süredir ele alınıyor. Ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde çalışmalar kamu kuruluşları,
üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve hatta özel sektörün işbirliği ile yürütülmektedir. Ülkemizde şiddete uğrayan kadınların sığınabilecekleri konuk evleri sayısı sınırlıdır. Resmî kuruluşlara bağlı 9 sığınma evinin 8’i SHÇEK, 1’i de İstanbul’da belediyeye bağlı olarak hizmet vermektedir. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarına bağlı kadın danışma merkezleri gerek şiddet gerekse yasal konularda danışmanlık ve rehberlik hizmeti vermektedirler. Gönüllü kadın kuruluşlarından Kadın Dayanışma Vakfı, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı. Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi, Diyarbakır KA-MER bu hizmeti vermektedirler. (Çınar, Leyla Coşkun: 9.6.2002, Hollanda,
Çoğaltma). Ülkemizde kadınlara karşı ayrımcılığın varlığı görülmektedir. Bunun ortadan kaldırılması, çoğulcu, katılımcı bir demokrasi için vazgeçilmez olarak kabul edilmektedir. Kabul edildiği dönemde toplumu temelinden değiştiren Medenî Kanun’da aradan geçen 75 yıllık
süre içerisinde dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeler çerçevesinde değişiklik yapma gereksinimi doğmuştur. Yeni Medenî Yasa, l Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Türk Medenî Yasasında kadın ve erkek için yasal evlenme yaşı 17, hakim iznine bağlı olan
evlenme yaşı 16 ya çıkarılmıştır. Daha önce hakim izniyle kadın için 14, erkek için 15 olan evlenme yaşı yükseltilmiştir. Ülkemizde neredeyse 12-13 yaşlarındaki çocukların daha kendi gelişimlerini tamamlamadan evlendirilmeleri önemli bir sorundur.Eski yasada yer alan “Aile reisliği” kaldırılmıştır. Eşlerin evlilik birliğinin mutluluğunu el birliği ile sağlayacakları, çocukların bakım, eğitim ve
gözetimine birlikte özen gösterecekleri, birbirlerine yardımcı olacakları, oturacakları konutu birlikte seçecekleri, evlilik birliğini eşlerin birlikte yönetecekleri ve eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir.

• Kadın, kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir.
• Eşlerden her biri iş ve meslek seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı artık, kadının
çalışması, kocanın iznine bağlı değildir.
• Mal ayrılığı, rejimi değişmiş, ‘’edinilmiş mallara katılma rejimi” getirilmiştir Böylece
boşanma ile kadınların mağduriyeti ortadan kaldırılmıştır. Eşler, evlilik süresince edindiği mallarda
bölüşüme gideceklerdir.
• Evlat edinme yaşı 30’a indirilmiştir.
• Evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacakları hükmü getirilmiştir.

Yeni yasa şunu getirmiştir: “Yaşama eşit olarak katılmak için, yaşamı eşit olarak paylaşmak gerekir” çağdaşlaşma süreci içerisinde ilerleme adımlarının her iki cins tarafından birlikte atılarak başarıya ulaşılabileceğim vurgulamıştır. Yasaların eşitlikçi bir niteliğe ulaşması yeterli değildir. Toplumun bu konuda bilgilendirilmesi, yasaların özümsenmesi ve yaşama geçirilmesi gerekir. Ülkemizdeki ekonomik kriz aileyi geniş ölçüde etkilemiştir. Bir kısım aileler bu sayede birleşmiştir. (Yaşlıların tekrar çocuklarıyla birlikte olması gibi). Böylece, işsizlik (şu anda 2,5 milyon), üretimsizlik ve eşitsizlik biçiminde belirlenen sorunlar yumağı aileyi geniş ölçüde sarmış ve etkilemiştir. Halkın büyük bir kesimi yoksulluk aşamasındadır. Bu husus toplumsal patlamaya gebe olan bir durum olarak karşımıza çıkmıştır.

SONUÇ:

Değişmeler, Türk ailesinin geleneksellikten oldukça uzaklaştığını göstermektedir. 1990 yılı bakımından 57 milyon nüfusun %60’ı kentsel alanda %41’i kırsal alanda yaşamaktadır. İçgöç hareketi 1940’lı yıllarda başlamıştır. Makineleşme ve toprak mülkiyetindeki parçalanma, tarımsal yapıda değişmeye yol açarak kırsal alandaki nüfusun kentlere yönelmesini sağlamıştır. Türkiye de aile kompozisyonuna baktığımız da geleneksel büyük aileden, çağdaş küçük aile ve tek ebeveynli ailelere kadar çeşitlenen farklı aile tipleri görmekteyiz Hane halkı ortalaması giderek düşmektedir. 1993’de kırsal kesimde 5.4, kentte ise 4.2’dir. Hane halkı ortalaması 4.9’dur. (Gökçe, 1996:167)
Bütün verilere baktığımız zaman Türk ailesinin modern nitelikler kazandığını görürüz. Geleneksel köy ailesinin birçok özellikleri değişmiş, kentsellik kazanmıştır. Sanayileşme, kentleşme gibi toplumsal göstergelerin bu hususta geniş rolü olmuştur. Kısmen geleneksel özellikler de sürmektedir. Başlık parası, kan davaları, namus cinayetleri, akraba evlilikleri gibi feodal özelliklerin önemi azalmıştır. Akrabalarla ilişkiler ise yine geleneksel bir uygulamadır. Bu niteliğin gelecekte de sürmesini yararlı görüyoruz. Özellikle gelecekteki yabancılaşmayı önleme açısından yararlı olabilir. Çünkü bireyciliğin artmakta olduğunu görmekteyiz. Olumsuz geleneksel öğelerin bir kısmının kaynağı ise, feodal yapının varlığıdır. Kuşkusuz demokratik bir aile için böyle bir yapının varlığını sürdürmesi zararlıdır. O halde farklılaşmış çeşitlenmiş bir aile yapısının varlığını gelecekte de görmek olası. Gelecekteki Türk ailesinden söz ederken yurt dışında yaşayan Türk ailelerinin sorunları ağırlıklı olarak gündeme gelecektir. Bu nedenle o ülkelerle yasal ve sosyo-ekonomik düzeyde ilişkilerimizin artacağını söyleyebiliriz.

Aile, Türk toplumunda zaman içerisinde değişimlere uğramıştır. Etkinliğini ve önemini kaybetmemiş bir kurumdur. Gelecekteki aile açısından 8. Beş Yıllık Kalkınma Planının hükümlerine de bir göz atmakta yarar vardır. (8. Beş Yıllık Kalkınma Planı- 2001-2005:94)

• Millî ve manevî değerlerin korunmasında ve geliştirilmesinde, millî bütünlüğün ve dayanışmanın pekiştirilmesinde aile kurumunun güçlendirilmesi esastır.
• Ailenin toplumsal ve ekonomik değişmeye uyum sağlamasına yardımcı olacak önlemler alınacak aile bireyleri arasında bağlılık ve dayanışmayı geliştirici ve özendirici politikalara ağırlık verilecektir.
• Ailenin gelir sürekliliğinin, sağlık ve eğitim hizmetleri ihtiyacının karşılanması ve aileye sosyal güvenlik ve sosyal yardım sağlanması hususunda gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
• Çocuk yetiştirme, yaşlı ve engelli üyelerin bakımı konularında aile eğitilerek desteklenecek, aile ile ilgili kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlanacaktır.
• Eğitim harcamalarının aile bütçesi üzerindeki yükünün hafifletilmesi amacıyla yoksul ailelere yardım yapılması için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

Bu ilkelerin uygulanması aile açısından önem taşımaktadır. Geleceğin ailesinin kimliğimizikoruyan yönleriyle çağdaş özellikleri taşıyan bir aile olmasını diliyorum. Çok teşekkür ederim.


KAYNAKÇA

Aile ve Eğitim: Ankara 1996, Türk Eğitim Derneği Yayınları.
Aile-Özel İktisat Komisyonu Raporu, 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı, Ankara 2001. DPT Yayını.
ÇINAR, Leyla COŞKUN, “Kadına Karşı şiddetin Önlenmesi” Ankara 2002. Çoğaltma.
DİKEÇLİGİL, Beylü, “Türk Toplumunda Aile Tipleri”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye
Ansiklopedisi.. 11, s.16-26, İstanbul 1995, İletişim Yayınları.
GEMİCİ, Hasan, “Yeni Türk Medenî Kanununun Kadın Erkek Eşitliği Açısından Getirdikleri”,
Ankara 2002 Çoğaltma.
GÖKÇE, Birsen, Türkiye’nin Toplumsal Yapısı ve Toplumsal Kurumları, Ankara 1996, Savaş
Yayınevi.
KÂĞITÇIBAŞI, Çiğdem, İnsan, Aile, Kültür, İstanbul 1990, Remzi Kitabevi Yayını.
KONGAR, Emre, Türkiye’nin Toplumsal Yapısı, İstanbul 1979, 3. Basım, Bilgi Yayınevi.
OZANKAYA, Özer, Sosyoloji, Ankara 1999, Doğan Yayıncılık.
8. Beş Yıllık Kalkınma Planı: Ankara 2002, DPT Yayını.
TEZCAN, Mahmut, Sosyolojiye Giriş “Temel Kavramlar” 4. Baskı, Ankara 1995.
TEZCAN, Mahmut, Türk Ailesi Antropolojisi, Ankara 2000, İmge Kitabevi Yayınları.
TİMUR, Serim, Türkiye’de Aile Yapısı, Ankara 1972, Hacettepe Üniversitesi Yayını.
Türk Aile Yapısı Araştırması, Ankara, 1992, DPT Yayını. 9
* Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi, Ankara.
e-kaynak: http://www.akmb.gov.tr/turkce/books/v.t.kongresi/g.g.o.a,giyim%20k.cilt%20XV/mahmut%20tezcan.htm
PROF. DR. MAHMUT TEZCAN*
 Geri Dön Bu yazı şimdiye kadar 3974 defa görüntülendi
 
Bu makale hakkında sormak istediğiniz sorularınız varsa acevikaslan@cocukajandasi.com adresine mail atabilirsiniz.
 
Yorumlar (0)   Yorum Ekle 
 

Tüm Editör Yazıları
14 MART'A 14 ACİL TALEP
1- Emekli hekim ücretleri acilen iki katına çıkarılmalıdır.

2- Hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren ve hastaları “puan”a dönüştüren mevcut “performansa ...
Tüm Köşe Yazıları
ÇOCUK POSTASI
Vitus: Kendi Yıldızını İzlemek
Ahmet ÇEVİKASLAN 
EBEVEYN PANOSU
Uzman Seçerken Dikkat!
Gaye TOLUN 
GÜNEŞ
Türkiye'de Her Dört Çocuktan Biri Yoksul
İdil ÇELİKER 
HÜRRİYET
Annesiz Kızlar
Pucca GÜNLÜK 
TARAF
Çocuklar İçin
Mustafa PAÇAL 
{Yazar Girişi}
Uzmana Sorun

Ana Sayfa | Hakkımda | Editör'den | Haberler | Köşe Yazıları | Medyada Çocuk Ajandası | Tıbbi Makaleler | Uzmana Sorun | Anne Babalara Kısa Kısa
Özel Dosya | Ropörtajlar | Öneri Tahtası | Anket | Etkinliklerimiz | İletişim
Copyright © 2008-2017 Çocuk Ajandası
Çocuk Ajandası'nda yer alan bütün yazılı ve görsel materyal, sadece kaynak (www.cocukajandasi.com) gösterilerek kullanılabilir.
Çocuk Ajandası'nda yer alan tıbbi içerikli materyal; bir sağlık profesyonelinin klinik koşullarında uygulayacağı tedavilerin yerini asla tutamaz,
sadece bilgilendirme amaçlıdır.