Editör'den Haberler Köşe Yazıları Medyada Çocuk Ajandası Tıbbi Makaleler Uzmana Sorun Anne Babalara Kısa Kısa Özel Dosya Röportajlar Öneri Tahtası
24 Kasım 2017 Cuma
Ana Sayfa Hakkımda Çocuk - Gündem Çocuk - Kültür Çocuk - Ruh Sağlığı Etkinliklerimiz İletişim

Tüm Tıbbi Makaleler
   »  Çocuk - Gelişim
   »  Çocuk - Ruh Sağlığı
   »  Çocuk - Aile
   »  Çocuk - Okul
   »  Çocuk - Genel Sağlık
   »  Çocuk - Genel Konular
ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSTİ RANDEVUSU ALMAYI DÜŞÜNENLER
Dr Ahmet Çevikaslan; Adalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü İle Heybeliada Lions Kulübü'nün Ebevenlere Yönelik Olarak Ortaklaşa Düzenleyeceği Toplantıda Konuk Konuşmacı Olarak Yer Alacak.
Konu: Ergenler Ve Aile İçi İletişim
Tarih,Saat:18 Ekim 2011, 14-16
Yer: Büyükada 125. Yıl Atatük İlköğretim Okulu


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Ekim 2011 tarihinde saat 21'de CNN'de "Şirin Payzın İle Ne Oluyor?" programının canlı yayın konuğu.
Konu: DEHB Tedavisi Ve İlaç Kullanımı
(Link: http://tvarsivi.com/dr-fusun-cuhadaroglu-uzm-dr-ahmet-cevikaslan-psikiyatrist-tanju-surmeli-ve-psikolog-tuce-atas-cocukl-07-10-2011-izle-i_2011100174533.html)


Dr Ahmet Çevikaslan 20 Temmuz 2011 tarihinde saat 22'de Haber 24'de Ardan Zentürk İle Olay Yeri programında
Konu: Sosyal Paylaşım Siteleri


Dr Ahmet Çevikaslan; 3 Haziran 2011 tarihinde saat 16'da A HABER kanalı AKŞAMA DOĞRU programında Defne Samyeli'nin stüdyo konuğu.
Konu: SBS Öncesi Çocuklar Ve Ailelere Öneriler


Maddi durumu yetersiz ve babası olmayan çocuklara kucak açan Darüşşafaka İlköğretim Okulu'na başvurular başladı.
Bilgi için: www.darussafaka.k12.tr/tr/index.php/sinav-2011


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Nisan 2011 tarihinde TGRT Haber 16:00 Haberleri'nde stüdyo konuğu
Konu: YGS, Şifre İddiaları, Öneriler


"Epilepsi Ve Ben" Resim Yarışması.
Sanofi-Aventis İlaç Firması Sponsorluğu İle Türk Epilepsi İle Savaş Derneği Tarafından Organize Edilen, Epilepsi Tanısı Almış Çocukların Katolabileceği Yarışma.
Ayrıntılar İçin: http://www.sanofi-aventis.com.tr/urunler/Epilepsi_Yarisma_2011_formu.pdf


Dr Ahmet Çevikaslan 22 Kasım 2010 tarihinde Kanal A Anahaber Bülteni'nin Konuğu.
Konu: Okullarda Langırt Masası


Çocukların Sağlıklı Beslenmeleri Konusunda Sağlık Bakanlığı'ndan Sesli Kitap Uygulaması,
Bilgi İçin: http://www.beslenme.saglik.gov.tr/index.php?pid=268


TÜYAP 29. İstanbul Kitap Fuarı Çocuk Kulübü Etkinlikleri
Bilgi İçin: http://www.istanbulkitapfuari.com/


2. Çalışan Çocuk Karikatürleri Yarışması Sergi Açılışı
Düzenleyenler : Karikatür Vakfı ve
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Yer: Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi
Tarih Ve Saat: 3 Kasım 2010, 18:45


Dr Ahmet Çevikaslan 14 Eylül 2010 tarihinde saat 11'de CNN Haber Bülteni telefon konuğu
Konu: 'Okula Yeni Başlayan Minikler'


Dr Ahmet Çevikaslan 13 Ağustos 2010 tarihinde saat 10:00'da CNN Haber Bülteni telefon konuğu
Konu: "LYS, Kazanamayanlar Açısından"


Çocuklar İçin Yaratıcılık Atölyeleri
Suna Ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde,
03-08 Ağustos Tarihleri Arasında
www.peramuzesi.org.tr


24-25 Haziran 2010 tarihleri arasında; 'İstanbul'da Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme ve Niteliğini Artırma, Eğitim Materyalleri' konulu '2010 Kültür Başkenti'nde Yükselen Çocuk Sesleri Çalıştayı'


Dr Ahmet Çevikaslan 17 Haziran 2010 tarihinde saat 21'de CNN Türk TV'de Açıkça programında İrfan Değirmenci'nin canlı yayın konuğu
Konu: Karne Süreci, LYS, Tatil


Kadıköy Belediyesi 9. Çocuk Tiyatro Festivali,
1-12 Temmuz 2010 tarihleri arasında her gece saat 21:00'de Selamiçeşme Özgürlük Parkı'nda


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Mayıs 2010 tarihinde öğle haberlerinde Sky Türk TV'nin telefon konuğu.
Konu: Siirt'te Çocuk Anneler


Dr Ahmet Çevikaslan 1 Mayıs 2010 tarihinde saat 10:00-12:00 arasında Airport TV'de Hayatın Ta Kendisi programında Nur Banu Molla'nın stüdyo konuğu


Dr Ahmet Çevikaslan 30 Nisan 2010 tarihinde saat 17 CNN Haber Bülteni'nde gündemi konuşacak
Konu: YGS Sonuçlarının Değerlendirilmesi Ve Gençler


Ülker Ve Fida Film İşbirliği İle 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Onuruna 17-18 Nisan Tarihlerinde 50 İldeki 158 Sinema Salonunda "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"


Dr Ahmet Çevikaslan 11 Nisan 2010 Tarihinde Saat 14'de Habertürk TV'de Habertürk "YGS" Özel Programı'nda Canlı Yayın Konuğu


Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle 18-27 Nisan 2010 Tarihleri Arasında Çocuklar İçin Ücretsiz Oyunlar
Ayrıntılı Bilgi İçin:
www.devtiyatro.gov.tr/web/haberler/dt_23nisan_ucretsiztemsil.html’


Kenan Doğulu'dan Darüşşafakalı Çocuklar Yararına Konser,
Tarih: 21 Nisan 2010,
Mekan: TİM Maslak Show Center


Çocuklara Sinema Atölyesi; 9-12 Yaş Grubuna Yönelik, 10 Nisan-30 Haziran 2010,
Her Cumartesi 10:00-12:30,
Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Salonu
Başvuru: 2163868703, 5557477557
www.sinematek.org/s/atolyeler/istanbul-atolyeleri/cocuklarla-istanbul.html


Dr Ahmet Çevikaslan 5 Mart 2010 tarihinde saat 22'de Habertürk TV'de Özge Özsağman ile "1 HABER" programının konuğu.
Konu: Anaokulunda Aşk Cinayeti ve Öğrenciler


Dr Ahmet Çevikaslan; 29 Ocak 2010 tarihinde CNN TV 15 Haberleri'nde. Konu: "Küçük Başkanın İsyanı" video-haberinin yorumu


İstanbul Oyuncak Müzesi’nde her cumartesi günü 6-12 yaş grubuna yönelik “Faber-Castell ile Eğlenceli Cumartesi Atölyeleri".
Bilgi için: 0 216 359 45 50 – 51


Dr Ahmet Çevikaslan 28 Ekim 2009 tarihinde saat 22:00'de Habertürk TV " 1 HABER " programında Özge Özsağman'ın stüdyo konuğu.
Konu: İnternet Tuzakları, Öneriler


2. Ministar Çocuk Şenliği 22 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Green Park Hotel'de


Dr Ahmet Çevikaslan 14 Eylül 2009, saat 12'de CNN Haberler'de telefon konuğu.
Konu: "İzmir'deki Sniper Çocuklar"


Dr Ahmet Çevikaslan 3 Ağustos 2009 Pazartesi günü saat 12'de CNBC-E FİNANSKAFE programında Gülay Afşar'ın konuğu.
Konu: Çocuklarda Zekanın Değerlendirilmesi


Dr Ahmet Çevikaslan 22 Haziran 2009 tarihinde 13:00 ve 15:00 arasında Kanal 7'de İkbal Gürpınar'ın Mutfağı programının sohbet konuğu


107.0 Radyo Barış Çocuk Ajandası programının 7 Haziran 2009 tarihli konuğu Şişli Terakki Vakfı İlköğretim Okulu'ndan Psikolojik Danışman Beyhan Özpar.
Konu: Yıl Sonu Sınavları, Karne, Tatil Öncesi


107.0 Radyo Barış'da 31 Mayıs 2009 tarihinde saat 12:00'de Çocuk Ajandası programının konuğu Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Pediatrist Uzm Dr Akif Özben
Konu: Çocuklarda Lösemi, Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Çalışmaları ve 8. Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası





Tüm Ropörtajlar
İNFERTİLİTE (KISIRLIK) ÜZERİNE
İnfertiliye ya da yaygın bilinen adıyla Kısırlık; dünyada her 7 çiftten birini etkileyen bir durumdur. İlk bakışta sağlıklı görünen ve en az 6 ay süreyle düzenli cinsel ilişki yaşayan çiftlerde; çocuk sahibi olamama durumu olarak tanımlanabilir öz ...
Aylık Bülten ve Duyurular
e-posta adresinize gelsin
ister misiniz?
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz

Çocuk Ajandası  »  Çocuk Gündem  »  Medyada Çocuk Ajandası

ANNE CİNAYETLERİ ARTIYOR

Son hata içinde gündeme gelen "annecinayeti" haberleri toplumu bir hayli sarstı. Çünkü; "ana gibi yar olmaz" vurgusuyla yücelttiğimiz anne figürünün, çocuğu tarafından ölümüne neden olunması toplum vicdanını ciddi ciddi yaralayan bir durum.

Sadece toplumun vicdanını değil; bireylerin alışılagelmiş bilişsel algı düzeylerini ve yargılamalarını da allak bulak eden olaylar bunlar. Çünkü anne; herkes için en güçlü bağımlılık nesnesi. Bizi rahatlatan, koruyan duygusal desteğimiz. Erişkin bile olsak annenin güven verici rolü zihinlerimizde sürüyor. İşte bu noktada bir annenin çocuğu tarafından öldürülmesi ciddi olarak soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Konuya ilişkin olarak, Nöropsikiyatri İstanbul Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatrı Uzm Dr Ahmet Çevikaslan ile görüştük. Çevikaslan; "Elbette ki bunlar çok ağır vakalar. Kişiler arasında ciddi iletişim kavgalarının yaşandığı, kişilik bozukluklarını ve ruhsal hastalıkları akla getiren ölümler" diyor ve konuyu derinlemesine irdelemek gerektiğini vurguluyor. Çevikaslan'a göre; "Toplum vicdanının da ilgilendiren bu konuyu kişiler arasında adli bir vaka gibi düşünmekle beraber; olayın sosyal boyutları mutlaka değerlendirilmelidir. Olayların faillerinin sağlıklı bir kişilik yapısı olması beklenemez.

Çevikaslan sorularımızı yanıtladı:

Bu cinayetlerin temelinde ebeveyn ayrılığı dışında tetikleyen bir rekabet olabilir mi?

Psikanalitik düzeyde düşünecek olursak; anne kız arasındaki yoğun bağımlı ilişki ya da ödipal rekabet akla geliyor. Anne ile ruhsal düzeyde bağımlılığını kıramamış, yani otonom davranmasına izin verilmeyen bir genç kız figürü. Ortada Ödipal rekabetin yaşanacağı bir baba figürü yok ya da pasif görünüyor. Eğer medyada yansıtılanlar doğru ise; "kimin koynundaydın?" sorusuna verilen öfkeli yanıt=cinayet. Psikanalistler bunu çok tipik bir anne kız Ödipal rekabet olarak tanımlayacaklardır, eğer psikanaliz düzeyinde değerlendirirlerse.

Mükemmelliyetçi evebeyn bu durumu yatarabilir mi?

Bu tür adli vakaları anne baba tutumlarına bağlamayı çok da doğru bulmuyorum. Ama; mükemmeliyetçilikten ziyade, çocuğu kendisine aşırı bağlayıcı davranan ya da bağımlı olmaya zorlayan, çocuğun tutarlı ve kontrollü bireyselleşmesine izin vermeyen ebeveyn tipleri daha çok aklıma geliyor.

Toplumsal saldırganlığın medyada yer buluyor olması buna etken mi?

Medyanın bu türden cinayet ya da intihar haberlerini sunuş biçimi herkesi aynı şekilde etkilemez elbette. Malum; herkes okuduğu ya da dinlediği haberi kendi dünya görüşünün ya da vicdanının (süperegosunun) süzgecinden geçiriyor. Pekçok kişiyi irkilten bu tip haberlerin bazı kalplerde duyarsızlık yaratması da muhtemel. Bizlerin tabu olarak gördüğü böyle cinayetler suç işleme eğilimi olan bireylerin süperegosunu gevşetiyor bence, yani bunun "olabilirliğini" zihindeki davranış şemasına yerleştiriyor.

Medyanın bu tür haberleri sunuş biçimi bence sadece bu tür kişiler açısından değil, bütün toplum açısından önemli. Çok fazla uyarıcı ve spekülatif veriliyor bu haberler. O kadar ki; medya spekülatif haber yazıyor, yetkililer sonradan düzeltiyor. Tamamı ile gerçeklikten uzak tanımlamalarla toplum manipüle ediliyor. Olay magazinleştirilip, "soğukkanlı, şeytan, üniversiteli, güzel anne katili" gibi sıfatlarla sunuluyor, ifadelerden alındığı söylenen cümlelerle gizem yaratılarak merak uyandırılıyor. Türk toplumu da bu olayları dehşet bir adli olay gibi değil, sanki polisle beraber cinayeti çözecekmiş gibi bir ilgiyle, cinayet romanı okur gibi izlemeye zorlanıyor.

Ciddi ruh sağlığı bozuklugu olarak mı ele alınmalı yoksa şiddet artık yukselen bir değer mi?

Şiddet asla yükselen bir değer olmasın mümkünse. Belki, medya organlarının etkisi ile daha kolay duyar hale geldik ama şiddet bence bu toplumda her zaman ve her katmanda vardı. Kaldı ki zaman zaman anne cinayetleri gazetelere yansıyor zaten. Bence şiddet yükselmiyor, medyamız şiddet haberlerini manşetlere daha çok taşıyor. Bence bu iyi bir davranış ama standart habercilik ölçütlerinde kaldığı sürece.

Yoksa toplumu kışkırtıcı, manipüle edici, hatta bazen mizah konusu yapıcı bir haber verme şeklinin Türkiye'ye hiçbir yararı olmadığı gibi insanların bilişsel yönelimlerini / yargılamalarını olumsuz etkilemesi de beklenebilir.

Cinayet ve bireylerdeki ruhsal bozukluk ilişkisi

Psikiyatr Dr. Çevikaslan'a göre; "Bireylerdeki ruhsal bozuklukların suça eğilimde büyük rolü vardır."

Örneğin;

* Ağır kişilik bozukluğu olan bireyler kolay suç işleyebilirler, kendilerine de sevdiklerine de kolaylıkla zarar verebilirler. Örneğin; antisosyal kişilikler suça eğilimlidirler, sınır (borderline) kişilik bozukluğu olanlar sıklıkla tutarsız davranmaya yatkındırlar, aşırı bağımlı kişilik sergileyen bireyler bağımlılık nesnelerinden ayrılmaya asla tahammül edemezler.

* Olayın yaşandığı dönemde psikiyatrik problemleri olan bireyler; ruh halinin de etkisi ile suça eğilim gösterebilir. Uyuşturucu madde kullanan kişiler madde etkisi altında suç işleyebilirler. Psikoz ya da şizofreni dediğimiz durumda, gerçeği test etme yetisi bozulmuş olan bireyler, yaşadıkları algı ve içgörü bozulması nedeniyle çevrelerine zararlar verebilirler. Dürtü kontrol bozukluğu olan kişilerde otokontrol, dürtü denetimi son derece zayıftır, kendilerine ve çevrelerine zarar verme eğilimleri her zaman olasıdır. Depresyon ve mani gibi duygudurum bozukluklarının alevlenme dönemlerinde de riskli davranışlar daha sık gözlenebilir. Bunlar dışında zihinsel geriliği olan insanların aykırı davranışlar sergilemeleri, hatta suç işlemeleri ya da suça azmettirilmeleri daha kolay olur.

* Ayrıca; bu ruhsal problemler sadece sorumlu tutulan kişi için değil, ölen kişi için de söz konusu olabilir. Patolojik ilişki tek yönlü değil, iki
yönlü bir ilişki zemininde gelişir. Nihayetinde bu tip olaylar karşılıklı çatışma zemininde ortaya çıkıyor genellikle. Yani ortam da patolojiktir biraz. Bu durum da olayların yaşandığı aile ortamlarını akla getiriyor.

* Bu tür aileler, her zaman olmamakla birlikte sıklıkla parçalanmış aileler. Yani; anne babaların boşanmış ya da ayrı olduğu veya ebeveynlerden birisinin hayatta olmadığı aile yapıları. Dolayısı ile aile içi bağlar ya çok gevşek ya da aşırı bağımlı. Sosyal izolasyonun
çok olduğu, yani aile bireylerinin fazlası ile kendi halinde olduğu, bütün ailenin de çevre ile etkileşiminin sınırlı olduğu aileler de davranış sapmalarına daha yatkındırlar. Çünkü aile yapısı toplumsal geri bildirime (ya da desteğe) kapalıdır.

İnsanların büyük şehrin göbeğinde olmaları ya da yüksek statüde olmaları da; sosyal destek sistemlerinin güçlü olacağı anlamına gelmiyor, hele ki günümüzün metropol kültüründe.

* Çocuk büyütmek anne ve babanın ortak sorumluluğudur. Beraber yaşayan ebeveynler de ayrı yaşayanlar da çocuk eğitiminde işbirliği içinde olmalıdır. Boşanma ya da ayrılıkla anne baba sorumluluğu bitmez. Karı koca ayrılır, anne baba ayrılmaz.

* Anne baba sadece kendi aralarında değil, çocukları ile de açık iletişim içinde olmalıdırlar. Ancak açık iletişim ya da demokratik iletişim ebeveynle çocuk arası ilişkilerin çok sınırsız, geçirgen olacağı anlamına da gelmez. Her anne baba gerektiğinde çocuklarının yanlışlarını düzeltebilecek, rehberlik edebilecek bir saygınlığı da çocuklarına hissettirmeleridir.

* Çocuklarımız yeterli zaman ayırabilmeliyiz. İş yoğunluğumuz ya da kariyer planlarımız çocuklarımızın bizden beklediği zamanın önüne geçmemeli. Çağımızda; teknolojinin ve ekonomik rahatlamanın da verdiği güçle anne babaların işini kolaylaştıran kurumlar ya da oluşumlar çok fazla. Çocuklarımıza anne baba yerine geçecek bakıcılar tutuyoruz. Onlarla bizim yerimize oynayacak oyun konsülleri, bilgisayarlara boğuyoruz.

Her yere taşıyacak servisler sunmak da kolay. Kişilik gelişimleri anne baba rehberliği yerine MSN'lerde, sanal ortamlarda pekişiyor. Anne babanın boşluğunu doldurduğunu zannedilen bu araçlar asıl çocuğun içinde en büyük boşluğu yaratıyor. Aile içi beşeri ilişkilerdeki güven duygusu ve sevgi alışverişi bunların hiçbirinde yok.

* Çocuklarımızla olabildiğince olumlu ilişkiler kurmaya çalışmalı, sevgimizi, onlara olan güvenimizi sık sık hissettirmeliyiz. Özgüveni desteklenmeyen ve sevgisiz ortamlarda büyüyen çocuklar ruhsal problem yaşamaya adaydırlar her zaman.

* Her birey ve aile için sosyal destek sistemleri olabilecek; komşuluk ilişkileri, akraba ziyaretleri, arkadaş grupları ve diğer sosyal beraberlikler asla hafife alınmamalı. Çünkü ailenin toplumla iletişim içinde olmasını sağlar, uyumunu destekler.

* Gerektiğinde; çocuklarımız ve ailelerimiz için ruhsal destek ya da psikolojik danışmanlık almaktan asla çekinmemeli, ertelememeliyiz. Gündelik davranış sorunlarını ve iletişim çatışmalarını yeterince ciddiye almalı, geçiştirmemeliyiz.

Füsun Saka / HÜRRİYET

 

Tüm Editör Yazıları
14 MART'A 14 ACİL TALEP
1- Emekli hekim ücretleri acilen iki katına çıkarılmalıdır.

2- Hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren ve hastaları “puan”a dönüştüren mevcut “performansa ...
Tüm Köşe Yazıları
ÇOCUK POSTASI
Vitus: Kendi Yıldızını İzlemek
Ahmet ÇEVİKASLAN 
EBEVEYN PANOSU
Uzman Seçerken Dikkat!
Gaye TOLUN 
GÜNEŞ
Türkiye'de Her Dört Çocuktan Biri Yoksul
İdil ÇELİKER 
HÜRRİYET
Annesiz Kızlar
Pucca GÜNLÜK 
TARAF
Çocuklar İçin
Mustafa PAÇAL 
{Yazar Girişi}
Uzmana Sorun

Ana Sayfa | Hakkımda | Editör'den | Haberler | Köşe Yazıları | Medyada Çocuk Ajandası | Tıbbi Makaleler | Uzmana Sorun | Anne Babalara Kısa Kısa
Özel Dosya | Ropörtajlar | Öneri Tahtası | Anket | Etkinliklerimiz | İletişim
Copyright © 2008-2017 Çocuk Ajandası
Çocuk Ajandası'nda yer alan bütün yazılı ve görsel materyal, sadece kaynak (www.cocukajandasi.com) gösterilerek kullanılabilir.
Çocuk Ajandası'nda yer alan tıbbi içerikli materyal; bir sağlık profesyonelinin klinik koşullarında uygulayacağı tedavilerin yerini asla tutamaz,
sadece bilgilendirme amaçlıdır.