Editör'den Haberler Köşe Yazıları Medyada Çocuk Ajandası Tıbbi Makaleler Uzmana Sorun Anne Babalara Kısa Kısa Özel Dosya Röportajlar Öneri Tahtası
19 Kasım 2017 Pazar
Ana Sayfa Hakkımda Çocuk - Gündem Çocuk - Kültür Çocuk - Ruh Sağlığı Etkinliklerimiz İletişim

Tüm Tıbbi Makaleler
   »  Çocuk - Gelişim
   »  Çocuk - Ruh Sağlığı
   »  Çocuk - Aile
   »  Çocuk - Okul
   »  Çocuk - Genel Sağlık
   »  Çocuk - Genel Konular
ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSTİ RANDEVUSU ALMAYI DÜŞÜNENLER
Dr Ahmet Çevikaslan; Adalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü İle Heybeliada Lions Kulübü'nün Ebevenlere Yönelik Olarak Ortaklaşa Düzenleyeceği Toplantıda Konuk Konuşmacı Olarak Yer Alacak.
Konu: Ergenler Ve Aile İçi İletişim
Tarih,Saat:18 Ekim 2011, 14-16
Yer: Büyükada 125. Yıl Atatük İlköğretim Okulu


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Ekim 2011 tarihinde saat 21'de CNN'de "Şirin Payzın İle Ne Oluyor?" programının canlı yayın konuğu.
Konu: DEHB Tedavisi Ve İlaç Kullanımı
(Link: http://tvarsivi.com/dr-fusun-cuhadaroglu-uzm-dr-ahmet-cevikaslan-psikiyatrist-tanju-surmeli-ve-psikolog-tuce-atas-cocukl-07-10-2011-izle-i_2011100174533.html)


Dr Ahmet Çevikaslan 20 Temmuz 2011 tarihinde saat 22'de Haber 24'de Ardan Zentürk İle Olay Yeri programında
Konu: Sosyal Paylaşım Siteleri


Dr Ahmet Çevikaslan; 3 Haziran 2011 tarihinde saat 16'da A HABER kanalı AKŞAMA DOĞRU programında Defne Samyeli'nin stüdyo konuğu.
Konu: SBS Öncesi Çocuklar Ve Ailelere Öneriler


Maddi durumu yetersiz ve babası olmayan çocuklara kucak açan Darüşşafaka İlköğretim Okulu'na başvurular başladı.
Bilgi için: www.darussafaka.k12.tr/tr/index.php/sinav-2011


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Nisan 2011 tarihinde TGRT Haber 16:00 Haberleri'nde stüdyo konuğu
Konu: YGS, Şifre İddiaları, Öneriler


"Epilepsi Ve Ben" Resim Yarışması.
Sanofi-Aventis İlaç Firması Sponsorluğu İle Türk Epilepsi İle Savaş Derneği Tarafından Organize Edilen, Epilepsi Tanısı Almış Çocukların Katolabileceği Yarışma.
Ayrıntılar İçin: http://www.sanofi-aventis.com.tr/urunler/Epilepsi_Yarisma_2011_formu.pdf


Dr Ahmet Çevikaslan 22 Kasım 2010 tarihinde Kanal A Anahaber Bülteni'nin Konuğu.
Konu: Okullarda Langırt Masası


Çocukların Sağlıklı Beslenmeleri Konusunda Sağlık Bakanlığı'ndan Sesli Kitap Uygulaması,
Bilgi İçin: http://www.beslenme.saglik.gov.tr/index.php?pid=268


TÜYAP 29. İstanbul Kitap Fuarı Çocuk Kulübü Etkinlikleri
Bilgi İçin: http://www.istanbulkitapfuari.com/


2. Çalışan Çocuk Karikatürleri Yarışması Sergi Açılışı
Düzenleyenler : Karikatür Vakfı ve
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Yer: Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi
Tarih Ve Saat: 3 Kasım 2010, 18:45


Dr Ahmet Çevikaslan 14 Eylül 2010 tarihinde saat 11'de CNN Haber Bülteni telefon konuğu
Konu: 'Okula Yeni Başlayan Minikler'


Dr Ahmet Çevikaslan 13 Ağustos 2010 tarihinde saat 10:00'da CNN Haber Bülteni telefon konuğu
Konu: "LYS, Kazanamayanlar Açısından"


Çocuklar İçin Yaratıcılık Atölyeleri
Suna Ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde,
03-08 Ağustos Tarihleri Arasında
www.peramuzesi.org.tr


24-25 Haziran 2010 tarihleri arasında; 'İstanbul'da Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme ve Niteliğini Artırma, Eğitim Materyalleri' konulu '2010 Kültür Başkenti'nde Yükselen Çocuk Sesleri Çalıştayı'


Dr Ahmet Çevikaslan 17 Haziran 2010 tarihinde saat 21'de CNN Türk TV'de Açıkça programında İrfan Değirmenci'nin canlı yayın konuğu
Konu: Karne Süreci, LYS, Tatil


Kadıköy Belediyesi 9. Çocuk Tiyatro Festivali,
1-12 Temmuz 2010 tarihleri arasında her gece saat 21:00'de Selamiçeşme Özgürlük Parkı'nda


Dr Ahmet Çevikaslan 7 Mayıs 2010 tarihinde öğle haberlerinde Sky Türk TV'nin telefon konuğu.
Konu: Siirt'te Çocuk Anneler


Dr Ahmet Çevikaslan 1 Mayıs 2010 tarihinde saat 10:00-12:00 arasında Airport TV'de Hayatın Ta Kendisi programında Nur Banu Molla'nın stüdyo konuğu


Dr Ahmet Çevikaslan 30 Nisan 2010 tarihinde saat 17 CNN Haber Bülteni'nde gündemi konuşacak
Konu: YGS Sonuçlarının Değerlendirilmesi Ve Gençler


Ülker Ve Fida Film İşbirliği İle 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Onuruna 17-18 Nisan Tarihlerinde 50 İldeki 158 Sinema Salonunda "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"


Dr Ahmet Çevikaslan 11 Nisan 2010 Tarihinde Saat 14'de Habertürk TV'de Habertürk "YGS" Özel Programı'nda Canlı Yayın Konuğu


Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle 18-27 Nisan 2010 Tarihleri Arasında Çocuklar İçin Ücretsiz Oyunlar
Ayrıntılı Bilgi İçin:
www.devtiyatro.gov.tr/web/haberler/dt_23nisan_ucretsiztemsil.html’


Kenan Doğulu'dan Darüşşafakalı Çocuklar Yararına Konser,
Tarih: 21 Nisan 2010,
Mekan: TİM Maslak Show Center


Çocuklara Sinema Atölyesi; 9-12 Yaş Grubuna Yönelik, 10 Nisan-30 Haziran 2010,
Her Cumartesi 10:00-12:30,
Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Salonu
Başvuru: 2163868703, 5557477557
www.sinematek.org/s/atolyeler/istanbul-atolyeleri/cocuklarla-istanbul.html


Dr Ahmet Çevikaslan 5 Mart 2010 tarihinde saat 22'de Habertürk TV'de Özge Özsağman ile "1 HABER" programının konuğu.
Konu: Anaokulunda Aşk Cinayeti ve Öğrenciler


Dr Ahmet Çevikaslan; 29 Ocak 2010 tarihinde CNN TV 15 Haberleri'nde. Konu: "Küçük Başkanın İsyanı" video-haberinin yorumu


İstanbul Oyuncak Müzesi’nde her cumartesi günü 6-12 yaş grubuna yönelik “Faber-Castell ile Eğlenceli Cumartesi Atölyeleri".
Bilgi için: 0 216 359 45 50 – 51


Dr Ahmet Çevikaslan 28 Ekim 2009 tarihinde saat 22:00'de Habertürk TV " 1 HABER " programında Özge Özsağman'ın stüdyo konuğu.
Konu: İnternet Tuzakları, Öneriler


2. Ministar Çocuk Şenliği 22 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Green Park Hotel'de


Dr Ahmet Çevikaslan 14 Eylül 2009, saat 12'de CNN Haberler'de telefon konuğu.
Konu: "İzmir'deki Sniper Çocuklar"


Dr Ahmet Çevikaslan 3 Ağustos 2009 Pazartesi günü saat 12'de CNBC-E FİNANSKAFE programında Gülay Afşar'ın konuğu.
Konu: Çocuklarda Zekanın Değerlendirilmesi


Dr Ahmet Çevikaslan 22 Haziran 2009 tarihinde 13:00 ve 15:00 arasında Kanal 7'de İkbal Gürpınar'ın Mutfağı programının sohbet konuğu


107.0 Radyo Barış Çocuk Ajandası programının 7 Haziran 2009 tarihli konuğu Şişli Terakki Vakfı İlköğretim Okulu'ndan Psikolojik Danışman Beyhan Özpar.
Konu: Yıl Sonu Sınavları, Karne, Tatil Öncesi


107.0 Radyo Barış'da 31 Mayıs 2009 tarihinde saat 12:00'de Çocuk Ajandası programının konuğu Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Pediatrist Uzm Dr Akif Özben
Konu: Çocuklarda Lösemi, Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Çalışmaları ve 8. Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası





Tüm Ropörtajlar
İNFERTİLİTE (KISIRLIK) ÜZERİNE
İnfertiliye ya da yaygın bilinen adıyla Kısırlık; dünyada her 7 çiftten birini etkileyen bir durumdur. İlk bakışta sağlıklı görünen ve en az 6 ay süreyle düzenli cinsel ilişki yaşayan çiftlerde; çocuk sahibi olamama durumu olarak tanımlanabilir öz ...
Aylık Bülten ve Duyurular
e-posta adresinize gelsin
ister misiniz?
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz

Çocuk Ajandası  »  Çocuk - Gündem  »  Köşe Yazıları  »  BİRGÜN

BİRGÜN

Biliminsanının Çakmasını Nasıl Anlarız?

Yazdır

16-10-2011

Milliyet’teki bir köşe yazarı bir yandan kulaktan dolma bilgilerle psikiyatrlara saldırıp, halkın bilgi alma hakkı adına halkı yanıltmaya kalkarak (insan isimlerini deşifre etmek gibi başka etik birçok problemle beraber) bir tartışma başlatmıştı (daha fazla bilgi için, ‘Kuyudaki Taş’ yazıma bakabilirsiniz). Tartışmanın dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu konusundaki bölümü geçen hafta cnnturk’teki bir programda doktorlar arasındaki bir tartışma görünümüne terfi etti. Doktor unvanını taşıyor olmak, kişinin mesleki kimliğinin nasıl oluştuğunu, gerçek uzmanlık alanını bilmeseniz bile bir etiket olarak etkileyici ve inandırıcıdır. Konuşmacılardan bir tanesinin simgelediği psikiyatr-doktor kimliği on dokuzuncu yüzyıl Amerikan kovboy kasabalarındaki sihirli iksir satıcısı ‘doktor’larının günümüze fırlatılmış şekliydi. Programdaki daha iyi eğitimli, nazik ve bilimsel dille konuşan çocuk psikiyatrisi uzmanlarından en büyük farkı söylediklerinden hiç kuşku duymamasıydı. Televizyon programına çağırılma sebebini medyayı biraz tanıyan birisi olarak tahmin edebilirim. Her konuda iki karşıt görüş çağırma ‘kuralı’, uzman görüşünü uzmanın ağzından çıkan görüş sanan basın-yayın mensuplarının şarlatanlarla bilime emek verenleri aynı masaya oturtması sonucunu doğuruyor. Şarlatanlığın adını koymaktan çekinip utanmamak gerek.

Okul okul gezip dikkat eksikliği tedavisinde mevcut tedavilerden ne kadar üstün bir tedavi biçimi uyguladığını anlatan bir psikolog (haklı olarak) bu şarlatanlık konusunu üstüne alınıp, neurofeedback diye bilinen yöntemi aslında diğer standart tedavileri (ilaç tedavisi, psikopedagojik terapi, aile eğitimi) alıp da iyileşmeyenlere önerdiğini anlatmaya çalışmıştı. Peki, yüzde 80’e varan bölümü standart tedaviyle iyileşen bir rahatsızlığın kalanını düzelttiği iddia edilen yöntemin okullarda reklamını yapmak ne iş, sorusuna cevap yok elbette.

Bu yöntemin aslında herkese lazım olduğu iddiasına destek olsun diye bir-iki araştırma makalesini televizyon tartışmasındaki doktor da (sayı çok sınırlı olduğu için elde taşıması kolay) elinde sallamaya başlayınca şaşırmadım. Burada ‘bilimsel makale’ alt başlığını açayım: Bir konuda usulüne uygun yöntemlerle yaptığınız çalışmanın sonucunu bilimsel makale olarak yayımlarsınız; bulgularınızın sağlamlığı ölçüsünde iyi bir yer bulabilir, kabul görürsünüz. Bir yöntem hakkında bilimsel araştırma yapılmaya başlanması önemli bir gelişme olmakla birlikte, bir yöntemin tedavi sayılıp cümle aleme duyurulması için çok sayıda (örneğin, DEHB için uygulanan yerleşik tedavilerde olduğu gibi yüzlerce) araştırma ile bulguların teyit edilmesi gerekir. Pazarlamacı doktorlar ise, tekniği irdelemek yerine ‘push’ ettiklerinden ötürü, 2 tane yayımlanmış çalışma ile 200 arasındaki farkı yok sayarak, “bakın bilimsel kanıt da var” demeyi bir süs olarak kullanır.

Şimdi birkaç soru akla geliveriyor: Bu yöntem 30 yılda DEHB alanında tedavi sayılmanın bilimsel ölçütlerine bir türlü ulaşamadıysa, birkaç araştırma makalesinden ibaret haliyle bu hedeften şu anda çok uzaktayken apar topar ve hararetle piyasaya sürmeye çalışmanın anlamı nedir?

Tedavi olma ölçütlerinin yerine gelmesini beklemeksizin topluma davetiye çıkartmanın, haber programları veya okullarda ‘gönüllü’ konferanslar aracılığıyla propaganda yapmanın (bilimsel ölçütler ve etik standartlara davet edildiğinde saldırganlaşmanın) ne gibi bir sebebi olabilir?

Uyanıklığın sosyal zeka, bitirimliğin girişimcilik, kendini bilmezliğin yenilikçilik sayıldığı bir dünyada yaşadığımızı hatırlamak, durumu anlamak için yeterli olabilir.
Böylesi bir dünyada var olma ve başkalarını geride bırakma (adına ‘daha iyi olma’ dense de) tekniklerini harmanlayan pazarlama sektörünün ilkelerini hatırlayalım: “Pazarda yerleşik, kabul görmüş yöntemlerin arasında kendine yer açmak istiyorsan, mevcutların ‘kötü’ bir yanını (örneğin, ilaç kullanmak gibi yarar ve zarar hesabı bilinse de birçok kişiye rahatsız edici gelen ve zarar gelirse endişesi yaygın olan) ön plana çıkart. Sende o kötü yanın bulunmadığını bağıra bağıra söyle. Diğerleri kendilerini temize çıkartmakla uğraşsın. Bir biçimde çocuğu için yanlış bir şey yaptığı ya da asıl yapılacak olanı yapmadığı duygusunu yarattığın anneleri babaları (anne babanın egemen ve sonsözü söyleyen duygusu kaygıdır) ‘mağazaya’ çek. Bir kere girdikten sonra, yapacağını biliyorsun.”

Aynı yöntemi uygulayan bir işadamı-doktor da, çocuk psikiyatrlarının uyguladığı mevcut değerlendirme yöntemlerinin (konuşma, dinleme, hikâye alma gibi geleneksel olanlar, psikolojik testler, karışabilecek durumları ayırt etmek gerekiyorsa uygun tıbbi/biyolojik testler) yeterli olmadığını, kendi hastanesinde uygulanan cinsten ‘en az yarım gün süren’ incelemelerin tanı açısından zorunlu olduğunu öne süren beyanatlar ile pazarlama örneklerine katkıda bulunuyor. Üstelik doktorluk mesleği zaten kendi yaptıklarını yeterli görmeme, daha geliştirme, hatalarını saptama ve giderme üzerine kurulu olduğu için bu reklam hepimizdeki ‘daha iyisini yapma’ arzusu ile örtüşüyor. “Onlar yapamıyor, bir tek biz yapıyoruz” demekten kendini alamasa, neredeyse, inanacağız.

Anne-babaların “eyvah yine neyi eksik yaptık?” duygusal refleksini tetikleyici bu iddianın da maalesef bir temeli yok; tetkik sever milletimizin gönlünü okşayan, çalışma ilkesi olarak bilimsel nesnelliği alacağı yerde müşteri memnuniyetini esas alan bu yaklaşımlar, “aman çocuğumuza ilaç verilmesin” düşüncesine hitap ederek ya da DEHB için tanı koydurucu olmasa da, eldeki teknolojik malzemeyi bir biçimde kullanmak için bir müşteri toplama gayreti. Örneğin, bu gereksiz incelemeler kapsamında önerilen kantitatif EEG ile yapılan araştırmalar henüz bireylerin tanısal durumu hakkında tanı koydurucu olmadığı halde bu tekniği yaygın ve rasgele ticari kullanıma sokup pazarda pay kapmaktaki acelecilik ülkemizdeki yeni sağlık düzeniyle uyumlu. Temel ihtiyaçlara ayrılmayan kaynakların israfı ile teknolojik kandırmaca kol kola. Çocuk psikiyatrlarının günde 30-40 çocuğu muayene etmelerini bekleyen bir sistemdeyiz. Hastasını dinlemeye daha çok zaman ayırmak isteyen doktorun yerini tutacak bir teknolojiye sahip değiliz; olmak istiyor muyuz, o da tartışılmaya muhtaç.

Mesleki uzmanlığıyla ilgisi olmayan çocuk ruh sağlığı konularında ileri geri konuşarak kariyer oluşturan bir başka sabah TV’si doktorunun mükemmel bir örneğini teşkil ettiği ‘çapsız ama özgüvenli’ doktorların kendilerini var etme yöntemi medyada bas bas bağırmak (ne kadar sık ve çok söylerseniz doğru sanılma olasılığı artıyor), bunun için de televizyonlarda zaman kiralamak dahil her kanalı kullanmak… Hepimiz insanız, kendi dediğinin doğruluğundan kuşku duymayan kişi, gözü kapalı atmasyonları sıralasa bile, inandırıcı gelebiliyor. Hele duymak istediklerimizi söylüyor ise…

Bu yazıdaki tartışma bir tedavi tekniğini başka birisine tercih etmekle ya da falanca kişinin mesleki etiğe uyup uymadığı ile ilgili değil. Bilim perspektifi açısından bakınca ilaç tedavisi veya psikoterapi veya filanca yöntemin arasında üstünlüğün kimde kaldığı da değil önemli olan. Kulağa ya da gönlümüze hangisinin daha hoş geldiğine, önyargılarımıza hangisinin daha çok uyduğuna bakarak da karar veremeyiz. Tedavide etkinlik ve güvenlik için gereken ölçütleri dolduran her tedavi yöntemi bu süzgeçten geçtikten sonra doktorun kararına göre kullanılır, bırakılır ya da başlanır. Tanı koyarken de, kuşku duyulduğunda epilepsi gibi başka bir hastalığı dışlamak için EEG kullanımı ile DEHB tanısını kesinleştirmek için (gereksiz yere) kantitatif EEG kullanmak arasındaki farkı silikleştirmek, gereksiz ve yararsız biçimde tetkik yapmayı doğurabilir. Doktorun kuşku duyduğu problemlere göre tetkikler seçilir, planlanır, yapılır.

Eldeki verilere bakılınca, neurofeedback (ya da tanı için önerilen kantitatif EEG ve benzeri teknolojik yöntemler) henüz bu ölçütlere göre değerlendirmeye alınacak duruma (bir türlü) gelememiş yöntemler olduğu için DEHB’deki kullanım biçimine (taraftarı olduğum tek) ‘yerleşik düzen’ tarafından karşı çıkılıyor.

Mevcut kanaat, toplanan verilere ve bu verilerin yeterliliğine göre şekillenir. Veriler değiştiğinde, ‘muhalifler’ de kanaatlerini değiştirir. İlkeleri aynı kalır.

İşin asıl önemli kısmı, sağlık alanında ‘ticarileşme’nin aldığı bu şeklin sonunda bilim, doktorluk ya da ilkeler gibi konuların bulanıklaştırılması. Ama korkmayın.Bilim insanının sahicisi ile ‘çakma’sını ayırt etmek için ölçüt belli: Kişi kendi söylediğinin doğruluğuna kayıtsız şartsız inanıyorsa, kendisinden ve yaptıklarından hiç şüphesi yoksa, hele sizi de ne kadar doğru ve eşsiz olduğuna inandırmaya çalışıyorsa, çakma’dır. Zaten dikkatlice bakınca anlayacaksınız.
Yankı YAZGAN
 
 Geri Dön Bu yazı şimdiye kadar 3700 defa görüntülendi
 

Tüm Editör Yazıları
14 MART'A 14 ACİL TALEP
1- Emekli hekim ücretleri acilen iki katına çıkarılmalıdır.

2- Hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren ve hastaları “puan”a dönüştüren mevcut “performansa ...
Tüm Köşe Yazıları
ÇOCUK POSTASI
Vitus: Kendi Yıldızını İzlemek
Ahmet ÇEVİKASLAN 
EBEVEYN PANOSU
Uzman Seçerken Dikkat!
Gaye TOLUN 
GÜNEŞ
Türkiye'de Her Dört Çocuktan Biri Yoksul
İdil ÇELİKER 
HÜRRİYET
Annesiz Kızlar
Pucca GÜNLÜK 
TARAF
Çocuklar İçin
Mustafa PAÇAL 
{Yazar Girişi}
Uzmana Sorun

Ana Sayfa | Hakkımda | Editör'den | Haberler | Köşe Yazıları | Medyada Çocuk Ajandası | Tıbbi Makaleler | Uzmana Sorun | Anne Babalara Kısa Kısa
Özel Dosya | Ropörtajlar | Öneri Tahtası | Anket | Etkinliklerimiz | İletişim
Copyright © 2008-2017 Çocuk Ajandası
Çocuk Ajandası'nda yer alan bütün yazılı ve görsel materyal, sadece kaynak (www.cocukajandasi.com) gösterilerek kullanılabilir.
Çocuk Ajandası'nda yer alan tıbbi içerikli materyal; bir sağlık profesyonelinin klinik koşullarında uygulayacağı tedavilerin yerini asla tutamaz,
sadece bilgilendirme amaçlıdır.